Kendimi şöyle dinlerken buldum,iyi geri geldin bloğunada önce niye seyahatlerin,anlıyoruz koleksiyonlarının baş kaynağı hayal gücün hatta herşey oralarda gizli senin için ama sen modayıda sevmiyormusun işin hayatın orada atmıyor mu?Kimi zaman vitrinlere bakıyorsun hayal dünyanın içinde kaybolduğu anlarda kimi zaman farklı duygularda dergilerde yaşıyorsun.Bazen se internette alışverişte.Haydi önce Moda tutkun gelsin bloğunda aşka dönüşsün sonra diğer detaylar heyecanla aksın.Çok şiirsel yazdım,bu ara çok kitap okuyup yazmamdan mı olsa gerek neden bende bilemedim şimdi bunu,neyse detay da boğulmayayım ben :)
O yüzden ekran sizin sevgili Moda severler:)
Moda olan herşeyi giymeyi çok severiz biz kadınlar neden bilinmez diyeceğim ama geçtiğimiz bu olayın sadece bize has olmadığını,Pariste anladım.Sanki bu sene diğer senlerden farklı gibiydi.Erkekler modadan daha bir anlar hatta modanın içinden kopamaz olmuş diyebileceğimiz tabirdeydi,sokakta bu kadar moda olan herşey üstünde olan genç adam olabilirdi de,yaşı orta ve üstü adam beklemiyordum.Önceki senelere oranla özellikle bunu belirtmek isterim.
Mağazalarda da aynı şey geçerli,bu sene konakladığım yeri biraz farklı seçtim.Doğumgünü atmosferime de uysun istediğim için Eiffel'e ,Notre Dame 'a yakın bir nokta olması benim için önemliydi.Tabiiki Saint Germain ve Seine nehri de yakınımda olmalıydı,tarihi geçmişi 16.yy etkisini hissetmeliydim.Bunu daha da hissetmeye dışarıdakı sıcaklığı eksi 19 hissettiğimiz ,Versay Şatoya2da gitmeli Marie Antoniette ı görmelıydım,donarak buzdan heykelımde dikilse.
Sonuç Saint Michele'de oldukça merkezi bir noktada konakladım.Ve herkese otelimi vs bu sefer tavsiye ediyorum.Opera bölgesini de seviyorum ama bu gayet başarılıydı.
Neyse konumuza dönelim,Erkeklerin modayı takip etmesi özellikle çorap faktörü muazzam bir farklılıktaydı,ülkeye dönunce mağazalarda bu zayıflığımızı babamla farketmiş olmamız da ayrı konuydu, çünkü babam bile çoraplar içinde kendini kaybetti.Söylediği şey İngilterede okuduğu zaman ki çorap vs kısmının aklına gelmesi de başka bir farklılıktı.
O dönemde de meraklılar varmış demekki zamala körelmişler yada bizim ülkede bu konuda ciddi bir eksiklik var.Herşeyi eşit oranda satmadıklarını,ve bu pazar payınıda çok etkilediğini düşünüyorum.
Sokaklarda gencinden yaşlısına Paris herzaman centilmenlerin yeri olmuştur bence.Yine aynısını kanıtladı bana aşık olduğum o şehir.Tek Fark herkes moda gurusu olmaya aday şeklinde dolaşıyordu.
Sanırım,1-2 yıla kadar bir çok yerde Türk Erkeklerini de bu yolda göreceğiz,Nişantaşı ve çevresinde bunu görüyoruz ama diğer semtlerede lazım.:)
İzleyiciler
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Mart 2013 Çarşamba
Biraz Moda olan şeyler ,ekrana gelsin.
Etiketler:
city,
eiffel,
erkek giyim,
erkekler,
man style,
moda,
notre dame,
paris,
saint germain,
saint michele,
sanat,
seine nehri,
sokak modası,
şehir
11 Eylül 2012 Salı
12 Ağustos 2012 Pazar
Günaydın,Haftasonumun son Günü Pazar
Etiketler:
bahçesi,
botanicgarden,
botanik,
doğa,
fotograf,
iphone4,
japanese,
japon,
nature,
nyc,
photography,
sanat
28 Mayıs 2012 Pazartesi
Renkli Clutchlar ile Doğru Giyinme Sanatı Dersi
Bu yaz Davetlerde yada gece gündüz gezmelerinde hangisinde isterseniz ya çok sade olacaksınız yada kelimenin tam anlamıyla zıvanadan çıkacaksınız.Hangisini seçsek sanki ikisinin ortası olsun dediğinizi duyar gibiyim.Duymamış olayım onu.O yüzden ya çok duru olacagız.Hatta o kadar duru olacağız ki bir bakmışız yokuz.Yada Kontrolden çıkmış olacağız.Ama sokaklarda saçama sapan kıyafetlerde tipler görmek de değil niyetimiz.Herşeyin bir ölçüsü var .Çünkü kontrolden çıkıldığında da kontrollü olunur.
Şimdi altın Kuralları uygulamaya geldi,Ünlüler doğrusunu yapıyor ondan örnek alıp yapayım diyenlerı görüyorum bazen bloglarda ,inanamıyorum o kendini ünlülerden biri gibi olmuş sanıyor ama bir berbat görünce korkup kaçasınız gelir türden yada yaklaşmış ama olmamış bir giyim tarzı ile karşımıza çıkıyorlar.
Bana sorabilirsiniz,sen bir ünlüyü giyimiyle örnek alırmsın,Türkiyede bir elin 5 parmağını geçmeyecek kadar az bu ünlüler.Çok beğendiğim bir isim hem giyinişi hem duruşuyla Siren Ertan'dır.Moda'yı abartıya boğmadan bize ince detayları ile sunar.Onun dışında ise şimdi burayı onlara ayırarak geçirmek istemiyorum.
Konumuz bu zıvanadan çıkarak kombını nasıl oluşturacagımız.
Görsellerle örneklendireceğim,Ürünlerde de Pinkylola ürünleri kullanmaya karar verdim o ünlü markalar zaten mağazalarda var ve marka meraklıları için zaten ulaşılabilir ama kimiside ulaşamaz.Pinkylola Ulaşılamaz seçeneği ortadan kaldırmayı Hedeflıyor,Çünkü Pinkylola'nın felsefesinde Çanta Kadının dostu arkadaşıdır,Bazen sırlarını saklar ona bazen dertleşir ve hep kolundadır Pinkylola kadının Arkadaşı :)
Önce günlük kombinlerle basit ama doğru renkleri kullanmayı da bilebilmek gerekiyor,Bunun içinde bedenimizi tanımak,Saç ve tenimizın uyumlu olacak şeyleri seçebilmeliyiz.en örnek vereyim Normalde doğduğumdan beri sarışındım 3 ay kadar önce zorunlu olarak kendi kendime 2 kutu bosaçımı sarıdan sıyaha boyamak zorunda kaldım.Bu acaip bır maceraydı belkı bır gun kısa ve öz anlatabilirim.
Hayatımda ilk kez kutu boya ile başbaşa kalmış bırı olarak o günden sonra koyu saçlarım vardı,hala var çünkü benden kolay ayrılacak gibi değil,işin güzel kısmı çok iyi anlaştım bu renkle.Tenimin beyaz olması büyük bir avantaj oldu.Ve sarışınken kullanmaya zorlandığım renklere aynada bakıp şimdi çok yakışacak diye aldım ürünleri o renkler yakışıyor.
En zor elimin uzanmadığı bu bana yakışmaz dediim renkler üstümde mükemmel duruyor ki hele makyaj o kısım zaten bı kalem bır mascara ıle saglam,eskıdende oyleydı ama sarısın olunca yaz-kış ayrı dertti makyaj.Şimdi koyu makyaj bıle oluyor.Eskıden kendıme yakıştıramazdım.
Size Önceki halim sonraki halim adı altında bu Fotoğrafı Ekliyorum ki,sizde fikrinizi paylaşın.Her gören önce tanımıyor,şaşırıyor sonra beğeniyor.Ailem bile saçım boyandıktan 1 ay sonra gördü,biraz çekindim tepkilerine çünkü annem hemen çok koyu der,diye bekledim.
Neyse bana çok daldık,Konudan uzaklaşmıyorum ama kişinin kendini ve renklerini hatta çok seviyorum bu rengi tam benlik diye de almaması gerekiyor,çünkü illa yakışacak diye bir kaide yok.
Dip not:Biriyle alışverişe çıkacaksanız mesela benim gibi biriyle size doğru yönlendirmeleri yapacak kişiyse onu söylediklerini kulak arkası etmeyin,ona göre yakışmadı bence yakıştı diye sıyrılıp o gereksiz elbiseyi almayın.Çünkü sonra söylenen doğru çıkacak ,pişmanda olsanız gurunuza yediremediğinizden o aldığınızdan da vazgeçmeyeceksiniz,bilinen gerçek .Ayrıca tek başınıza alışverişe çıktıysanız ,bazen çevrenizde alışveriş yapanlarla iletişim kurmaya çekinmeyin çoğunlukla satış danışmanından daha iyi gözü olan insanlar çıkacaktır.
Bu yazıdan Sonra Tabiiki Kombinler :)
11 Aralık 2011 Pazar
Oh La La ...Paris :) Part 1-A yüzü
Paristen sevgilerle,
Aralık ayının ilk günlerinde bir baktım ben paris'e gidiyorum.Herşey çok hızlı gelişti ve karar verildi ki.Bu sefer aile ile değil farklı bir seyahat planı vardı.Aslında shopping konseptliydi ama benim alışverişten çok ,sergi gezme ve fotoğraf çekma planlarım vardı.Sergiler sonunda hayal oldu.Çünkü diğer 2 kişi farklı şeyler yapmak istedğinden ve bağımsız gezemeyince olmadı.Neyse ki son gün benim için farklı bır rota çıktı,böylelıkle tumunu kurtarmıs oldum.
Şimdi Ataturk havalımanına gidelım back-up transfer aracı ıle ardından Thy'den valızlerımızı verelim.Sonra Biraz advantage lounge 'da vakit gecırelım ve sonra Uçaga doğru yetışmek için hızla koşalım.Uçağım sabah 07:45 olmasına ragmen alan öyle kalabalıktı ki sanarsınız ki,ya bayram gidişi ya da yılbaşı öncesi.Ama hiçbiri değildi.07:45 uçaga bınıp yerlerımıze oturduk,ben pencere kenarı en sevdığım fotograf köşesi fakat hiçde düşündüğüm gibi bir seyahat başlamadı,sol tarafımda ıkı koltuk boştu ve tam böylesi ne iyi derken,bır kadın arkamdakı koltuktan oraya geldi.ve 3 saat boyunca beni rahatsız etti,şikayet edebilmeyi isterdim alın bu cadıyı yanımdan diye.Ama imkansız olan bir sey tabııkı .Uçaktan fotograf camın kırlılığınden başarısızdı,zaten seyahatte herşey güzel olup o kadının verdiği rahatsız sinir bozucuydu,gazetelerı almış en az 5 tane sayfaları hızlı hızlı cevırıyor,gazetede uçakta dagıtılan gazete buarada sayfalarını elıyle yırtıp cantasına,cebıne atıyor,yetmıyor gazetelerı orata koltuga yıgıyor,orta koltuguda ben cantamı koymustum.Kadın sankı her yer onunmuş gıbı davranıyor,kahvaltı geldı hala aynı tuhaf davranıslarda.Bı ara uyudu sanırım 10 dk .Ama gidene kadar baydı benı,dedım pariste benden uzak olsun yoksa bu kadına çelme takacağım.:)
neyse ki karşılaşmadım taaki dönüş uçağına bınene kadar,aynı uçak hay aksı neysekı yanımda degıldı,korıdorda oturuyordum.
şimdi biraz başlangıc fotografları ıle :Paris'e başlıyorum sonra yazmaya devam edecegım:)
ve uçaktan ınıp valızlerı aldıktan sonra 32 numaralı kapıdan çıkıp:Roisybus ile 10 €uro vererek kişi başı şehre otelımıze doğru yola cıktık.
Opera'ya kadar bu otobusle gıttık zaten son durak orası arada durmuyor.
yanı bır tür Havaş gibi düşünün.
yanımda cins bir çinli vardı ne ingilizce bılıyor dogru duzgun ne fransızca tum yol boyunca 15 dkda bır bu otobus operaya mı gıdıyor dıye sorup durdu,harıtadan gösterek bende evet dırek gıdıyor dıyorum,yok adam anlamıyor.Güne böyle cinslerle başladım ya peşimi bırakmadılar.:)
Perşembe sabah trafiği :)
Yol çalışması -kapalı yollar sadece bize mahsus değil:)
Duragın şeylerle hareketı fotoğraflamayı sevıyorum..yakında bu fotograflarım sergıye dönusurse şaşırmayın:)
ve Printemps vitrin :) İstanbul-Temalı:) Vitrin 'i satın alasınız geliyor ama imkansız
devamı :bırazdan ...
Aralık ayının ilk günlerinde bir baktım ben paris'e gidiyorum.Herşey çok hızlı gelişti ve karar verildi ki.Bu sefer aile ile değil farklı bir seyahat planı vardı.Aslında shopping konseptliydi ama benim alışverişten çok ,sergi gezme ve fotoğraf çekma planlarım vardı.Sergiler sonunda hayal oldu.Çünkü diğer 2 kişi farklı şeyler yapmak istedğinden ve bağımsız gezemeyince olmadı.Neyse ki son gün benim için farklı bır rota çıktı,böylelıkle tumunu kurtarmıs oldum.
Şimdi Ataturk havalımanına gidelım back-up transfer aracı ıle ardından Thy'den valızlerımızı verelim.Sonra Biraz advantage lounge 'da vakit gecırelım ve sonra Uçaga doğru yetışmek için hızla koşalım.Uçağım sabah 07:45 olmasına ragmen alan öyle kalabalıktı ki sanarsınız ki,ya bayram gidişi ya da yılbaşı öncesi.Ama hiçbiri değildi.07:45 uçaga bınıp yerlerımıze oturduk,ben pencere kenarı en sevdığım fotograf köşesi fakat hiçde düşündüğüm gibi bir seyahat başlamadı,sol tarafımda ıkı koltuk boştu ve tam böylesi ne iyi derken,bır kadın arkamdakı koltuktan oraya geldi.ve 3 saat boyunca beni rahatsız etti,şikayet edebilmeyi isterdim alın bu cadıyı yanımdan diye.Ama imkansız olan bir sey tabııkı .Uçaktan fotograf camın kırlılığınden başarısızdı,zaten seyahatte herşey güzel olup o kadının verdiği rahatsız sinir bozucuydu,gazetelerı almış en az 5 tane sayfaları hızlı hızlı cevırıyor,gazetede uçakta dagıtılan gazete buarada sayfalarını elıyle yırtıp cantasına,cebıne atıyor,yetmıyor gazetelerı orata koltuga yıgıyor,orta koltuguda ben cantamı koymustum.Kadın sankı her yer onunmuş gıbı davranıyor,kahvaltı geldı hala aynı tuhaf davranıslarda.Bı ara uyudu sanırım 10 dk .Ama gidene kadar baydı benı,dedım pariste benden uzak olsun yoksa bu kadına çelme takacağım.:)
neyse ki karşılaşmadım taaki dönüş uçağına bınene kadar,aynı uçak hay aksı neysekı yanımda degıldı,korıdorda oturuyordum.
şimdi biraz başlangıc fotografları ıle :Paris'e başlıyorum sonra yazmaya devam edecegım:)
ve uçaktan ınıp valızlerı aldıktan sonra 32 numaralı kapıdan çıkıp:Roisybus ile 10 €uro vererek kişi başı şehre otelımıze doğru yola cıktık.
Opera'ya kadar bu otobusle gıttık zaten son durak orası arada durmuyor.
yanı bır tür Havaş gibi düşünün.
yanımda cins bir çinli vardı ne ingilizce bılıyor dogru duzgun ne fransızca tum yol boyunca 15 dkda bır bu otobus operaya mı gıdıyor dıye sorup durdu,harıtadan gösterek bende evet dırek gıdıyor dıyorum,yok adam anlamıyor.Güne böyle cinslerle başladım ya peşimi bırakmadılar.:)
Perşembe sabah trafiği :)
Yol çalışması -kapalı yollar sadece bize mahsus değil:)
Duragın şeylerle hareketı fotoğraflamayı sevıyorum..yakında bu fotograflarım sergıye dönusurse şaşırmayın:)
ve Printemps vitrin :) İstanbul-Temalı:) Vitrin 'i satın alasınız geliyor ama imkansız
devamı :bırazdan ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




